ana sayfa
türkü sözleri
türkü notaları
türkü hikayeleri
gönül verenler
bağlama-nota
ozanlarımız
halk müziği
konser-tv
kitaplık
yazılar
sözlük
arşiv
linklerimiz
görüşleriniz
site içinde ara

Güncellemelerden haberdar olmak için
e-mail listemize üye olunuz. 

İsim: 
E-mail: 
            
 

 
   
Eleştirmen Gözüyle Kars Aşıklar Bayramı

Sait KÜÇÜK
 

    
Teşekkür: Öncelikle iki yıldır Dede Korkut ve Köroğlu Hikâyeleri’nin coğrafyası olan Kars’ta Âşıklar Bayramı’nın yapılmasına vesile olan Belediye Başkanı’nı kutlamak gerek. Çünkü böyle köklü bir geleneğin yaşatılması için kültürümüze karşı özverili davranış sergileyerek elinin bir parmağını zahmet taşının altına koyan insan sayısı pek azdır.

Soru: Aklımdayken sorayım: Dede Korkut, Köroğlu, Tüccari, Şenlik, Hıfzı, Müdami gibi güçlü simalar dururken neden bu bayrama şiir sanatında kudretini gösterememiş Çobanoğlu’nun adı verilmiştir?

Düzenleme Kurulu’nun icraatı: İşbu kurul üyeleri bu bayramı düzenlemekle sanata, kültüre ve Kars’a olan bağlılıklarını bir kez daha kanıtlamış bulunmaktadırlar. Bazı vurdumduymaz hemşerilerimizin aksine kendimize, değerlerimize yabancılaşmanın önünü almak için geleneğimizi yaşatma çabası içerisinde olduklarını göstermişlerdir.

Kurulun Mahrum Ettiği Âşıklar: Bildiğiniz gibi Halk Edebiyatı geleneğinin temsilcileri geçmişten günümüze kadar Ozan, Halk Ozanı, Halk Şairi, Halk Aşığı gibi isimlerle anıla gelmiştir. Bu isimler Günümüzde daha çok Aşık adıyla tanımlanmaktadır. Bu tanım çerçevesinde ürünlerini veren âşıklar ikiye ayrılmaktadır. Yani bu bahçenin iki gonca gülü vardır. Biri ak gül diğeri kırmızı güldür. Bu gülün biri Kalem Şairleri, diğeri ise Saz Şairleridir.

Önce Söz Vardı: Evet önce söz vardı. Müzik sonradan doğdu. Türkülerdeki müziği kastediyorum. Çünkü söz olmasaydı türkü olmazdı. Tıpkı sanat müziğimizdeki besteler gibi. Bestekâr sözü alıyor makamını yapıyor. Demek ki sözün bir önceliği var. Olmalı da. Belki sözden önce müzikte vardı. Doğal müzik. Ama söz olmadan türkü olamaz.

Bayrama katılan Âşıkların yarısına yakını kalem âşıklarıydı. Türkiye’nin çeşitli illerinden gelip bayrama katılmışlardı. Seksen bir yaşından tutunda lise son sınıf öğrencisine kadar kalem şairi vardı aralarında. Yozgat’tan katılan bir kalem aşığı yakamda asılı basın kartımı görünce yanıma oturup sordu: Ben bu bayrama sazsız bir aşık olarak katıldım. Üç gündür buradayım. Sazı olan sahnede üç kez yer aldı, eserlerini dile getirdi. Ben o sahneye bir kez çıkıp bir eserimi sunamadım halka. Evime döndüğümde benim çoluk çocuğum, eşim dostum demeyecek mi sen o bayramda ne yaptın? Cevabım şu olacak: Ben gittim üç gün boyunca bir seyirci gibi saz çalan âşıkları dinleyip geri döndüm.

Evet! Saz çalan aşıklar sahnede eserlerini nasıl sergileme hakkına sahiplerse söz yazan aşıklarda onlar gibi sahnede eserlerini okumalılar. Şairlerin yarışmaya katıldığı üç dal vardı. Kars ve Çobanoğlu Tanımlaması, Türkiye Geneli Sevgi ve Kardeşlik, Muamma. Fakat üçünde de yazdıkları şiirleri okuyamadılar. Bu dallarda derece alan eserlerde okutulmadı.

Katılımcılar ve dinleyiciler bu şairleri ve bu eserleri tanıma hakkından mahrum bırakıldılar. Zaman darlığı vardı deyiverirseniz işte bu noktada konuşacaklarıma kulak vermenizi isterim. On kişiden oluşan Düzenleme Kurulu’nda beş aşığımız vardı. En az iki kere sahneye çıkıp türkülerini dolu dolu okudular. Bazıları ise türkülerin haricinde dakikalarca konuşmalar yaptılar. Bir jüri üyemiz konser ziyafetinde bulundu. Yarışma dışı yapılan bu icraatların kapladığı zaman içinde en az yirmi, otuz kalem şairi şiirlerini sunabilirlerdi. Kurul ve jüri üyeliğindeki âşık ve sanatçılarımız yarışmanın dışında bir gün boyunca sanatlarını icra edebilirlerdi.

Sözcü Juri Üyesinin ve Diğer Jüri Üyelerinin Geçtiği İltimas: Yarışmada koyulan kurala uyma zorunluluğu vardır. Kurala uyulmadığında puanın kesileceği hem dağıtılan evraklarda belirtilmiştir. Hem sözcü jüri tarafından sahneye çıkan aşığa söylenmektedir. Eserini okuyacak olan âşık buna vakıftır. Kürsüye gelen kişi Düzenleme Kurulu, Jüri Üyeleri ve 500 kadar dinleyici karşısında büyük heyecan içinde eserini okurken sözcü jüri’nin müdahalesi büyük moral bozukluğuna, âşıkların verimsizliğine ve hata üstüne hata yapmalarına neden olmuştur.

Doğaçlama ve Atışma dallarında verilen “ayak”ların bazıları lokum, bazıları kazık gibi verilmiştir. Lokum gibi ayağın verildiği âşık onu son derece güzel işleyebilmiştir. Kazık gibi ayağın verildiği aşık ise zorlanmıştır. Kazık ayağa düşen âşık işleyemeyince sözcü jüri tarafından ikaz edilerek seyirci karşısında iyice bocalamasına neden olunmuştur.

Jürinin Koyduğu Kurala Uymaması: Ustamalı Hikâye Dalı’nda bir kural belirlenmiştir. Üç dakika hikâye anlatılacak, üç kıta türkü söylenecektir. Bunun dışına çıkan aşığın puanı kırılacağından bir ölçüde dereceye giremeyecektir.

Bu konuda bir örnek vermekle yetineceğim. Kendileri de iyi bilirler ki sesi ve anlatımı pek güzel olan genç bir aşığımızın söylediği Hüseyin İle Senem adlı türkülü hikaye yedi sekiz kıta olarak okunmuştur. Lakin derecelendirilmiştir. Diğer yanda sesi, sazı ,anlatımı en az onun kadar yerinde olan ve koyulan kurala uyarak söyleyen aşık saf dışı bırakılmıştır. Usta Malı Hikaye Dalı’nda olduğu gibi Âşık Havaları Dalı’nda da Kars yöre ağzı yeğlenirken diğer yöre makamları göz önünde bulundurulmamış ve derecelerden pay alamamıştır.

Kars ili Âşıklar Bayramı’na ev sahipliği yapmaktadır. İl dışından katılan âşıkların okudukları kendi yöre makamları da pek kayda değer makamlardır. Her nedense bu makamların çok güzel okunanları derece dışında kalmıştır. Kars Terekeme makamları aynı yarışma içinde birincilik, ikincilik, üçüncülük derecelerine ulaştırılmıştır. İnsanın aklını şu soru takılıyor: Kars Âşık Havaları’nda bir kayrılma mı var?

Barındırma: Kars dışından gelen âşıklar misafirperverlik gösterilerek otellere yerleştirilmiş olup yemeleri içmeleri ve yatmaları sağlanmıştır. Hiç birisi mağdur edilmemiştir. Bu güzel davranış ne yazık ki Kars çevresinden katılan 36 âşık için uygulanmamıştır. İlçelerden gelen ve barınma yeri olmayan âşıklar çaresiz kalmıştır. Yatak ücreti 15 YTL olan otellere gidemeyen âşıklar dört gün boyunca 5 YTL yataklı otellerde, kirli yataklar üstünde, tuvaletsiz, susuz otel odalarında yatmak zorunda bırakılmıştır. Nataşalarında kaldığı bu otellerde yatmak zorunda kalan âşıklar yattıkları dört gün boyunca gece boyu süren gürültü patırtıdan uyku uyuyamamışlardır. 175 aşığa barınma imkânı sağlayan kurul neden Kars ve ilçelerden gelen katılımcılara böyle bir uygulama getirmiştir?

Alkışlanacak Davranış: Düzenleme Kurulu ve Jüri Üyeleri en yaşlı ve en genç aşığımıza ödül vererek onurlandırdı. Bedenen özürlü âşıklarımıza da ödül sunarak onlara verilmesi gereken değeri verme nezaketinde bulundu. Bu ayakta alkışlanacak bir davranıştır.

Sonuç: Birinci Kars Âşıklar Bayramı’na katılan bazı usta âşıklar haksızlığa uğradıklarını görüp İkinci Kars Aşıklar Bayramı’na katılmama kararı almıştır. Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da haksızlığa uğradığını anlayan âşıklar gelecek yıl olmayacaktır. Belki yenileri eklenecektir bu zincire. Bu sene ki katılım geçen yıl ki rakamları aşmıştır. Fakat gerçek şu ki bu sanatın güçlü temsilcilerinden olan bazı isimler bu yıl bu bayramda yerlerini almamışlardır.
Önümüzdeki yıllarda devam edecek olan bu bayram, her yıl birkaç usta aşık küstürülecek olursa kalite bakımından zayıflayacak ve sürdürülmesi zorlaşacaktır.

Öneri: Hepimizin bildiği gibi hemen hemen her yarışmanın Mansiyon Ödülleri vardır. Ama bizim Kars Âşıklar Bayramı’nın yok. Mansiyon Ödülleri konulmalıdır. Üç derecenin olduğu gibi üçte mansiyonun olması lazım. Çünkü 210 katılımcının çoğu hünerli âşıklardan oluşmaktadır. Verilen dereceler kadar mansiyon verilirse memnuniyet daha da artar kanaatindeyim. Tıpkı Muamma dalında ki ödülün on altı kişilik paylaşımı gibi.

Son Söz: 5–6–7 Mayıs 2006 tarihlerinde Kars halkına güzel bir bayram havası yaşatan, müzik ziyafeti çeken, köklü kültürümüz olan Âşıklık Geleneği’nin yarınlara taşınması için çaba gösteren Âşıklar Bayramı il Düzenleme Kuruluna, Jüri Üyelerine, Katılımcı Âşıklara ve emeği geçen herkese teşekkürler.

Yazı İle İlgili Özdeyişler:

Bedenimizdeki bütün organların ayrı ayrı görevleri vardır. Dilinki gerçekleri söylemektir.
Baltasar Huydecoper
Başkalarının hakkını yemek yılanın zehirinden daha öldürücüdür.
William Shakespeare
Adaletin gerçek anlamı eşit davranmaktır.
Sabine Tastu

 


 

 



anasayfa l notalar l sözler l bağlama l hikayeler l gönül verenler
halk müziği l ozanlar l yazılar l kitaplık l konser-tv l linklerimiz l görüşleriniz

Herhangi bir konuda yazışmak için: [email protected]