ana sayfa
türkü sözleri
türkü notaları
türkü hikayeleri
gönül verenler
bağlama-nota
ozanlarımız
halk müziği
konser-tv
kitaplık
yazılar
sözlük
arşiv
linklerimiz
görüşleriniz
site içinde ara

Güncellemelerden haberdar olmak için
e-mail listemize üye olunuz. 

İsim: 
E-mail: 
            
 

 
     TOPLUMUN İÇİNDE ETKİLİ MÜZİK ÜRETMEK

Doç. Dr. Uğur Alpagut*
 

     Otantikten klasiğe nitelikli müzik türlerinin toplum içerisinde yaşamasıyla birlikte, sanatsal yaratıcılıkla pekişen doyum verici ve birikimsel dışavurumu sağlayıcı yapısal özellikler, müzik kimliğimizin en önemli yapı taşlarını oluşturmaktadır. Bu müzik türlerinin içine bize özgü sanatsal müziklerle birlikte pop ve caz müziği açılımlarını da eklememiz çok doğal bir yaklaşımdır. Çoklu müzik yaşantısı yoluyla, müzik mozaiğini oluşturarak toplum içinde bireylerin geniş bir açılımda gereksinimlerini gidermesi ve bu gelişmelerin çağın özelliği olan tecimsel ölçütlerle birlikte yürümesi olağan bir görünüm kazanmıştır. Sanatsal doyum duygusu bu geniş açılım içerisinde karmaşık bir yapı içerse de, her birey ülkesinde yaşayan nitelikli müzik türlerinden kendine düşen payı şu ya da bu şekilde alır.

Müziği yapanlar ve müziği dinleyenler arasında bir ayrım yapmadan toplumumuzda yaşayan nitelikli müzik türleri ve bu müzik türleri arasında gerçekleşebilecek niteliksel alışverişler yazımızın konusunu oluşturmaktadır.

Toplumumuzdaki müzikal renklerin birbirine karışması, çoğu kez olumsuz biçimde nitelenmesine rağmen, bu karışım bazen de kendini ummadığınız şekillerde gösterebilmektedir. Bu durum aslında sağlıklı bir toplumun birikimsel dışavurumuna en çarpıcı örneklerden birini oluşturmaktadır. Bu dışavurum yaratıcılık-duyumsama ve sanatsal doyum duygusu ile örtüştüğünde, müzik kendini yıllar içerisinde tekrarlayan sistemlerden daha çok ve tüketim anlayışları dışında, yaratıcılığı ve toplumla paylaşma duygusunu sağlayabilen heyecan verici bir sonuca dönüşebilir. Kuşkusuz, iyi planlanmış projeler üzerindeki geri dönütün, toplumda yaşayan müzik renklerinden oluşması nedeniyle, özellikle toplum tarafından sanatçıya verilmesi önem kazanmaktadır.

Müziğin toplumla ilişkilendirilmesi

Müziğe ilişkin deneyselliğin toplum içindeki bireylere doyum ve heyecan verebilmesi için bazı koşulların oluşması gerekmektedir. Bunlar şöyle sıralanabilir:

• Toplum içerisinde yaşayan nitelikli, müzik türlerine çoklu müzik anlayışı içinde saygı duymak ve onları geliştirmek için çaba gösteren insanlara destek olmak.
• Müzik türleri arasında niteliksel alışverişler yoluyla gelişen deneysel uygulamaları kendi müzik çalışmalarına yansıtmak isteyen kişilere saygı duymak ve çalışmalarına destek olmak.
• Toplum içerisinde yaşayan bireyleri profillere ayırmamak ve onların alışkanlıkları dışındaki müzik türlerini de dinleyebilmeleri için, ayrı ayrı veya hepsini bir arada barındıran müzik çalışmalarıyla buluşmalarını sağlayıcı ve köprüler kurucu etkinlikler düzenlemek.
• Uluslar arası sanatsal ve eğitsel etkinlikleri, iyi planlanmış tasarımlarla yeniden biçimlendirerek ülkeye özgü müziksel yapıları kavrayıcı modellere dönüştürmek.
• Müzik eğitiminin tüm boyutlarını önemseyerek toplumun bu boyutlarla her anlamda ilişkilendirilmesini sağlamak.
• Aynı tipte ve aynı kültürden gelen müzikçilerin yaptıkları çalışmalar yanında, toplum içerisinde yaşayan farklı kültür ve yaşam biçimine sahip, farklı yaşlardan oluşan müzikçilerin bir araya gelmesiyle toplumdaki renkleri yansıtıcı deneysel müzik çalışmalarına ortam hazırlamak ve bu çalışmaları cesaretlendirmek.
• Yapılması planlanan ve toplumu etkileyici roller içermesi düşünülen müzik çalışmaları için, modernizasyonu gerçekleştiren kişilerin müzik kimlikleri ne olursa olsun gerektiğinde çekinmeden müziğin ekseninde Türk müziği türlerine ve çalgılarına başat roller içeren yerler vermek.
• Müzikle etkilenmesi düşünülen kitlenin hedeflenmesinde, tıpkı radyo ve televizyon reytinglerinde ölçüt olduğu gibi, bu kitlelerin değişik iş ve sosyal gruplarda bireylerden oluşabileceğini göz önünde bulundurmak.
• Sanatsal, dinlence ve eğlence müziği ayırtlarının yapılmasıyla birlikte müzik dinleme alışkanlıklarının kendine özgü duyarlılıklar içerebileceği, müziğin yapıldığı yere, zamana ve yapılan müziğin insanlar üzerinde oluşturacağı psikolojik etkiye göre kendine özgü değişiklikler gösterebileceği göz ardı edilmemelidir.
• Müzik toplum alışverişiyle gelişen ve her kültüre, her ülkeye göre az çok değişiklikler gösterebilen müzik dinleme alışkanlıklarının her müzik türü için batı toplumlarındaki gibi katı kurallara ve kalıplara dökülemeyeceği göz ardı edilmemesi gereken gerçeklerdir. (Bu konuda Afrikalıların müzik dinleme kültürleri ile klasik batı müziği dinleme kültürleri arasındaki farklılık uç örnekler olarak ortaya konulabilir.- Fidayda olarak bildiğimiz Ankara oyun havasını otantik incelikleri yitirmeden gerçekleştirilen bir modernizasyonla ortaya koyduğunuzda seyircilerin yerlerinde kendilerini müziğin ritmine ve coşkusuna ister istemez bıraktıklarına hem de uluslar arası boyutlarda tanık olabilirsiniz.)
• Türk müzik türlerinin genellikle söze dayalı olan gelişiminin çalgıları kaçınılmaz biçimde eşlikçi durumuna getirdiği söylenebilir. O nedenle yapılan deneysel çalışmalarda çalgısal ifadenin üzerinde önemle durulması ve sözlerin altında yatan ezgilerin çalgısal yaklaşımlarla işlenmeye hazır durulukta bekleyen dinamikler içerdiği, önemsenmesi gereken ve topluma yeni alışkanlıklar kazandırabilecek bir durumdur.

Yukarıda açıklanmaya çalışılan konular bize derin bir kültürel birikimle ilinti kurma gerekliliğini çağrıştırmaktadır.

İçinde yaşadığımız toplumun sözlü kültür özellikleriyle donanık zengin bir birikime sahip medeniyetler bütününü içerdiği ve özellikli bir coğrafyada geliştiği yine bilinen bir durumdur. Cumhuriyet Türkiye’si ile birlikte her alanda çok hızlı gelişim gösteren yazılı kültür özelliklerimizin sözlü kültürümüzle birlikte gözetilerek yapılacak deneysel müziklere aktarılması, toplumun yadırgamayacağı ve tersine gereksinim duyduğu bir anlayış biçimidir. Bu belki de batıdaki gelişmeleri hedefleyen ve kendine özgülüğü yitirmeden çağdaşlaşmak isteyen ülkemizin zaman, zaman içinden çıkamadığı kaotik ortamın en çarpıcı görünümlerinden biridir.

O nedenle, “Türk Kalarak Çağdaşlaşmak” gibi ortaya konulan şimdiye değin kanımca teorinin ilerisine pek fazla geçememiş kapalı ifade biçimlerinin, müzik yaklaşımları açısından sözlü ve yazılı kültür özelliklerinin harmanlanmasıyla birlikte açık bir duruma kavuşturulması gerekmektedir. Çünkü, çoğu zaman böylesine iddialı önermelere rağmen halkın yapılan müzik örneklerinden oldukça uzak kalabildiği de görülmektedir. Bu da bize halkın içinde etkili ve heyecan yaratabilecek nitelikli müzik üretmenin pek kolay olmadığını gösterir.


Müzik sanatındaki iz düşümü

Ülkemizde günümüze özgü müziksel yaklaşımların nerede ve hangi noktalarda hız kazandığına veya hız kaybettiğine, sözlü kültür yaklaşımlarıyla yazılı kültür yaklaşımlarının sınırının veya birbirleriyle karışımının hangi ölçülerde gelişebileceğine açıklık kazandırılması müzik kültürümüze ve toplumumuza ilişkin bakış açılarını daha sağlıklı zeminlere oturtacağını ve netleşme sağlayacağını göstermektedir.

Toplumsal paylaşım, tarih boyunca olduğu gibi, yaratıcılığı ve üretimi doğrudan etkilemesi bakımından günümüzde de çok etkili bir durumdur. Müzik sanatındaki iz düşümü; anında gerçekleşmesi yüksek düzeyde olduğundan, toplumsal paylaşımın yalnızca popüler müzik türlerinin eline bırakılmaması önemsenmesi ve birinci elden çözümler üretilmesi gereken bir durumdur.

Sözünü ettiğimiz çalışmaların yerine gelebilmesi için özellikle müzikçilere ve müziğin yayılmasını sağlayıcı çevrelere sorumluluklar düşmektedir. Herkes, şimdiye değin sürdürdüğü çabaları olumlu yönde ilerlediği sürece değiştirmemelidir. Ancak, müzikçiler toplumsal duyarlılıkların yukarıda sözü edilmeye çalışılan yönlerine de eğilmelidir. Toplum, duyarlı ve etkili yaklaşımlarla karşı karşıya kaldığında geleceği yansıtan ip uçları verebilecek reflekslere sahiptir.

Anadolu Güneşi Müzik Topluluğu

Her geçen gün, toplumsal duyarlılığımızın daha da çok artması gereken günleri yaşarken, müzikçilerin daha cesaretli ve yeni adımlar atması öncelikli konular arasındadır. Bir an önce hareketli, heyecanlı ve nitelikli müzik adımları atmak dileğiyle bu yazımızda, Anadolu Güneşi Müzik Topluluğu ile birlikte geçenlerde katıldığım TRT FM’deki bir radyo programının beni düşündüren yönlerini paylaşmak istiyorum:

Anadolu Güneşi ile katıldığımız “Geceden Sabaha” programında bize ayrılan süre, gece 24.00’den itibaren 1 saat için tasarlanmıştı. Açıklamalar ve müzikle birlikte gelişen program iki saat kadar sürdü. Bize söylendiğine göre, o saatte kamyon şoförlerinin de yollarda dinlediği bir programdı. Biz bağlamayı eksen alan ve keman-piyano gibi çalgılarla halk ezgilerini modern biçimleme yöntemleriyle kavrayan deneysel bir topluluk olduğumuz için, o saatlerde radyoda yer almamız ilginç bir durum oluşturuyordu. İki yıldır yurt dışını da kapsayıcı birçok etkinliğe katılmış ve halk türkülerinin sözlerinin altında yatan ezgilerdeki dinamikleri çalgısal ifadeye dayalı olarak kendimize özgü yöntemlerle ortaya koyma yaklaşımını benimsemiştik. İki saat süren programın başarısına yetenekli bendircimiz Yaşar Gümüş’ün güzel sesiyle aralarda isteklere yalnızca bağlama eşliğiyle cevap vermesi de etkin rol oynadı. Ancak, içerisinde kemanımla yer aldığım Anadolu Güneşi olarak çalgısal ifadeyle modernize ettiğimiz halk ezgilerini sanki geleneksel bir halk müziği programıymışçasına izleyenlere sunma fırsatı yakalayabildik. Daha sonra alınan sonuç programın çok etkili olduğu yönündeydi.

66 yaşındaki Kemal Bilsel Sarısözen gibi, topluluğun etnomüzikolojik kimliğini güçlendirerek halk müziğinin özünü yetkin ifade özellikleriyle üzerinde barındıran usta bir bağlama sanatçısını eksene oturtan Anadolu Güneşi; ISME (International Society for Music Education )’nin 2006 temmuz ayında Malezya Kuala lumpur’da düzenleyeceği Dünya konferansı’na söz konusu kayıtlar üzerinden seçilmiş ve 80 ülkenin üzerinde müzik eğitimcilerinin katıldığı bu kültürler arası buluşmaya ülkemizi temsil etmek üzere davet edilmiştir. Bu toplulukta ayrıca, piyanoda Can Kahramansoy, vurmalı çalgılarda Uğur Alim yer almaktadır.

Umarım bahsedilen çalışmalar ve halkla kaynaşma biçimleri sayesinde, öze olan ve çağımıza özgülüğe olan saygıyla birlikte halkın beğenisinin kazanılması, çeşitlenerek ve zenginleşerek adım, adım sürer gider.
.



*Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Müzik Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
 


Not: Bu yazı daha önce "Bilim ve Ütopya" dergisinin Nisan-2006 sayısında yayınlanmıştır.
 

 



anasayfa l notalar l sözler l bağlama l hikayeler l gönül verenler
halk müziği l ozanlar l yazılar l kitaplık l konser-tv l linklerimiz l görüşleriniz

Herhangi bir konuda yazışmak için: [email protected]