ana sayfa
türkü sözleri
türkü notaları
türkü hikayeleri
gönül verenler
bağlama-nota
ozanlarımız
halk müziği
konser-tv
kitaplık
yazılar
sözlük
arşiv
linklerimiz
görüşleriniz
site içinde ara

Güncellemelerden haberdar olmak için
e-mail listemize üye olunuz. 

İsim: 
E-mail: 
            
      ÂŞIK MİHMANÎ / YÜZBAŞIOĞLU

Hayalime geldi ilham perisi
Doldurdu badeyi iç dedi bana
Türklü libas giymiş cennet hurisi 
Benim için serden geç dedi bana  




Kırmızı gül olam dedim eline  
İbrişim olayım dedim beline
Yüzbaş’oğlu kurban dedim yoluna
Öyleyse kolların aç dedi bana

   Asıl adı Hasan Yıldırım'dır. 1917'de Sivas'ın Şarkaşla ilçesinin saraç köyünde doğmuştur. Mustafa ve Elif'in oğludur. Sülalesi Yüzbaşıoğulları olarak bilinir. Sarıkayalı Âşık Hüseyin Gürsoy'la akrabadır. Henüz üç yaşındayken babası Mustafa, Birinci Dünya Savaşı'nda şehit olmuştur. Düşmanla mücadele eden halk, aynı zamanda sefaletle de mücadele ediyordu. Bu durum pek çok Anadolu ailesi gibi onun ailesini de derinden etkilemiş, böylelikle daha çocuk yaşlarında Hasan yokluk ve çile ile karşılaşmıştır. Gençlik yıllarına kadar çobanlık, azaplık ve rençperlikle uğraşmış, ilerleyen zaman içerisinde kış aylarında Adana ve Mersin'e gidip oralarda amelelikle geçimini sürdürmeye çalışmıştır. 1935 yılında köylüsü olan Yeter'i kaçırıp onunla evlenmiştir. Bu evlilikten dokuz çocuğu olmuştur (Gülhanım, Nurettin, Behiye, Gülnaz, Ülfettin, Servet, Erdal, İmdal, Mihriban).

Okuma ve yazması olan Hasan'ın şiire ve saza yönelmesinde köylüsü Fato Ana'nın ve yukarıda ismini zikrettiğimiz Hüseyin Gürsoy'un büyük rolü olmuştur. Âşık Hüseyin'den kısa sürede şiir söylemeyi, saz çalmanın inceliklerini ve Alevi adap ve erkanını öğrenmiştir. İl şiirlerini de eşi yeter için söylemiştir. Belli bir merhale kaydedince Hüyük köyünden Ali İzzet Özkan ve Âşık Hasan Tutal (Devranî) ile birlikte belde belde dolaşmış, çok yerde zakirlik ve dedelik yaparak cem törenlerine iştirak etmiştir. Bunun yan ısıra çeşitli okullarda ve muhtelif vesilelerle düzenlenen toplantılarda sazını ve şiirlerini dinletme imkânı arayarak geçimini sağlama yoluna gitmiştir. 1986 yılında vefat etmiştir. 

Şiirlerinde önceleri Yüzbaşıoğlu, daha sonra da Mihmanî mahlasını kullanmıştır. İlk mahlasını Âşık Veysel, ikincisini de Âşık Ali İzzet vermiştir. 1971 yılında bir taş plak doldurmuş, birkaç sefer de Konya Âşıklar Bayramı'na katılmıştır. Burada Âşık Şenlik ve Mevlânâ ödüllerini aldı. Hemen her konuda deyişi olan Hasan'ın şiir tekniği kuvvetli ve saz saçmada oldukça mahir idi. Bundan dolayıdır ki, ailesinde örnek olarak gösterebileceğimiz tarzda hemen her yaşta âşık yetişmiştir. 



ENGİNE HA ENGİNE HA  

Güzelim yüksekten uçma          
Engine ha engine ha 
Kıymetin bilmeze düşme   
Dengine ha dengine ha
  

Humarcıyla yoldaş olma
Sarhoşun yanında kalma
Cahili karşına alma
Olguna ha olguna ha

Ben avcıyım iz izlerim
Gizli sırlarım gizlerim
Hasretinle yol gözlerim
Son güne ha son güne ha

Arda atma kelamını
Arz eylerim selâmını
Tak boynuma fermanımı
Sen yine ha sen yine ha  

YÜZBAŞ’OĞLU aşka düşme
Aşkın badesini içme  
Kerem düştü sen yanaşma  
Yangına ha yangına ha  


DEDİ BANA

Hayalime geldi ilham perisi
Doldurdu badeyi iç dedi bana
Türklü libas giymiş cennet hurisi 
Benim için serden geç dedi bana

Kolumu boynunu atmak istedim
Sütker dudağından öpmek istedim  
Elma yanağından tutmak istedim  
Hiç sabrın yok mudur piç dedi bana  

Dedim kıskanırım seyre çıkarsan
Benim ile gezip ele bakarsan
Dedi ben böyleyim kahrım çekersen 
Sen gönlüne göre seç dedi bana

Kırmızı gül olam dedim eline  
İbrişim olayım dedim beline
Yüzbaş’oğlu kurban dedim yoluna
Öyleyse kolların aç dedi bana[1]  


GERİDE DUR  

Bura derler er meydanı                 
Sığamazsın geride dur  
Koymayız ödülü lâdeni 
Uyamazsın geride dur 

Kur’an indi bize Hak’tan  
Onu ezberledik çoktan  
Ettiğin o pazarlıktan  
Cayamazsın geride dur  

Biz teslim olmuşuz merde 
Yurt sahibi Ata’m nerde  
Koyun güvenilmez kurda  
Yayamazsın geride du

YÜZBAŞ’OĞLU oldu bu iş  
Senin hayal benimki düş  
Dahi bu sözüme yanlış  
Diyemezsin geride dur[2]

 

VEYSEL BABA’YI

Yolum düştü Sivrialan köyüne
Ziyaret etmiştim Veysel Baba’yı 
Selâm verip eğilmiştim eline
Yüzünden öpmüştüm Veysel Baba’yı

Bir gece evinde misafir etti  
Saz çalıp söyletti nabzımı tuttu
Bana Yüzbaş’oğlu mahlasın taktı
Ben üstat seçmiştim Veysel Baba’yı

Yolcu etti beni Hüyük’e geldim
Aziyet’i bostan sularken buldum
Popoç soğan yedim tıstımbıl oldum 
Sigaramda tüttüm Veysel Baba’yı

Al’İzzet ekinden gelmiş yorulmuş
Ağçulun üstüne yatmış serilmiş
Pilav yemiş ayran içmiş gerilmiş
Gölgesinde yattım Veysel Baba’yı

Devranî duymuş ki oraya geldi
Sarıldı boynuma gözleri doldu
Masa kurduk turşu mezemiz oldu
Her kadehte yuttum Veysel Baba’yı

Yedik içtik akşam nefsimiz doydu  
Geç vakit olmuştu ışığmız aydı

Al’İzzet adımı Mihmanî koydu
Günle doğup battım Veysel Baba’yı

Emlek yöresinde ozanlar çoktur
Agâhî Kemter’i Veli’si köktür
Hüseyin Gürsoy’un emsali yoktur
O kervana kattım Veysel Baba’yı

Adım Yüzbaş’oğlu, Mihmanî kaldı  
Ortaköylü Aziz şahidim oldu
Mekânım Saraç’tır bir haber geldi
Adım adım gittim Veysel Baba’yı  

YÜZBAŞOĞLU der ki yollara düştüm  
Aziz Üstün’ün de köyünden geçtim  
Kaplan’dan Topaç’tan sarac’a aştım  
Herkese anlattım Veysel Baba’yı  


VURUYORUM VURUYORUM

Gönül telefonu yare
Vuruyorum vuruyorum 
Hatlar bozuk cevap yoktur 
Duruyorum duruyorum

Bu dünya misaldir handan  
Can ayrılır birgün tenden
Yar özün ayırmış benden
Kuruyorum kuruyorum

Aşka düşme sonu verem  
Âşığım maşukum görem  
Kendi Aslı ben de Kerem
Arıyorum arıyorum 

MİHMANΒyim ciğer yare
Tabip diyor yoktur çare
Haber verin nazlı yare
Varıyorum varıyorum[3]

 


[1] Ali YILDIRIM, Saraç Köyü Ozanları, I. Emlek Yöresi ve Çevresi Halk Ozanları Sempozyumu Bildirileri, Ankara, 1999, s. 75.

[2] İbrahim ASLANOĞLU, Mihmanî, Sivas Folkloru, C. I, S. 3, Nisan 1973, s. 19.

[3] İbrahim ASLANOĞLU, a. g. m., , s. 19.

 


anasayfa l notalar l sözler l bağlama l hikayeler l gönül verenler
halk müziği l ozanlar l yazılar l kitaplık l konser-tv l linklerimiz l görüşleriniz

Herhangi bir konuda yazışmak için: turkuler@turkuler.com