|
|
Aşık Mızarlı
İyi fikir eyle canım gardaşım,
Mevlayı anmayan kul neye yarar?
Doğruyu söylemez doğruyu bilmez.
Hep böyle konuşan dil neye yarar?
Mehmet
Yılmaz hiç gönüle deyilmez,
Dikkat eyle kör şeytana uyulmaz.
Allah için hiç secdeye eyilmez,
Öyle dimdik duran bel neye yarar?
|
I
1933 yılında Gaziantep'in eski adı Mızar, şimdiki adı Uluyatır kasabasında dünyaya geldi. Fakir bir ailenin çocuğuydu. 10-12 yaşlarında bazen dutma bazen çoban olarak çalışma hayatına girdi. Bu sebeple okula gidemedi ve okur yazarlığı da öğrenemedi. Çobanlık yaptığı süre içinde dağlarda kendi kendine şiirler ve türküler söylüyordu. 15 yaşındayken bir kıza aşık oldu. Kız da onu sevdi. Ancak fakirlik yüzünden kız babası düğüne yanaşmadı. Mehmet Yılmaz, bu aşk sebebiyle büyük acı çekti. Kendisi, "Aşıklığım işte bu aşk yüzünden başladı" demektedir. Köyde yaşadığı yıllarda dernek ve düğünlere giderek türkü ve şiirler okudu. Daha sonra Gaziantep'e gelerek 6 yıl kahvecilik yaptı. Sevdiği ve alamadığı kızın 1955'de vef'at etmesinden sonra evlendi. Bu evlilikten 12 çocuğu dünyaya geldi.
Mehmet Yılmaz, başta Konya'da yapılan Türkiye Aşıklar Bayramına İstanbul'da yapılan Kültür sanat Vakfı'nca düzenlenen Aşıklar Şöleni'ne katıldı.
Mehmet Yılmaz, Türkiye Aşıklar Bayramlarına katıldığı her yıl ''Besteli Doğmaca Türkü'' dalında altın madalya kazanmıştır.
Aşıklık Geleneği Ve Günümüz Halk Şairleri
Feyzi Halıcı
Atatürk Kültür Dil Ve Tarih Yüksek Kurumu
Ankara 1992
II
Âşık Mızarlı Mehmet, 1933 yılında Gaziantep’in Nizip ilçesinin Mızar
köyünde doğmuştur. Âşığın adı Mehmet, soyadı Yılmaz’dır.
Çevresindekiler onu Âşık Mızarlı Mehmet olarak tanırlar. Mahlası
“Mızarlı”dır.
Âşık Mızarlı Mehmet’in babasının ismi Ahmet, annesinin ismi Ayşe (Ayuş)’dir.
Babası Mızar köyündendir. Annesi Gaziantep’in yerlisidir. Aslen
Türkmen’dirler. Soyadı kanunundan önce köyde “Keklikler” olarak
bilinirlerdi. Keklik Ahmet ve Keklik Mahmut dedeleridir. Âşık
Mızarlı Mehmet öğrenim görmemiştir. Okuma yazması yoktur.
Âşık Mızarlı Mehmet 1955 yılında askere gitmiştir. 4 ay Kütahya’da,
20 ay Eskişehir’de olmak üzere iki yılda askerliğini tamamlamıştır.
Âşık Mızarlı Mehmet’in babası çobandır. Kendisi de askere gidinceye
kadar çobanlık, rençperlik ve amelelik yapmıştır. Şimdi ise
âşıklığını sürdürmekle birlikte kebapçılık yapmaktadır.
Âşık Mızarlı Mehmet Remziye Hanımla evlenmiştir. Birbirlerini
görerek evlenmişlerdir. Âşık Mızarlı Mehmet’in Bekir, Zeki, Ahmet,
Osman isimlerinde dört erkek ve Zeliha, Hatice, Ayşe, İnci, Ayşegül,
Nadire, Zehra isimlerinde sekiz kız olmak üzere on iki çocuğu
vardır.
Âşıklığa Hazırlayan Ortam ve Etmenler
Âşıklığa Başlama
Âşık Mızarlı Mehmet’in babasının sesi de güzelmiş. Âşıkta
çocukluktan beri türkü söyleme hevesi varmış. On iki yaşından sonra
sazlı-sözlü ortamlara girmeye başlamış. On beş yaşındayken âşık
olduğu kızı alamaması ve kızın daha sonra ölmesi aşığı derinden
etkilemiştir.
Sazlı, Sözlü Ortam
Âşık Mızarlı Mehmet küçük yaşlardan itibaren sazlı sözlü ortamlarda
bulunmuştur. Kendisi saz çalamamaktadır. Yerel ve ulusal televizyon
ve radyo programlarına, muhtelif yerlerde düzenlenen âşık
bayramlarına, düğünlere, şenliklere vb. yerlere gerek bireysel gerek
diğer âşıklarla birlikte iştirak etmektedir. Ayrıca 1975 yılından
itibaren Konya Âşıklar Bayramı’na her yıl katılmakta ve Doğmaca
dalında her yıl birinci gelerek altın madalya almaktadır.
Usta Çırak İlişkisi
Âşık Mızarlı Mehmet âşıklık geleneğindeki gibi bir usta-çırak
ilişkisi içerisinde yetişmemiştir. O, yeteneğinin Allah vergisi
olduğunu ifade etmektedir. Konya Âşıklar Bayramı’nın kendinin
gelişmesine katkıda bulunduğunu söylemektedir. Burayı bir eğitim
yuvası olarak görmektedir.
Âşık Mızarlı Mehmet, on beş yaşındayken âşık olduğu kızı alamaması
ve kendisi askerde iken kızın ölmesi üzerine aşağıdaki ağıtı
yakmıştır. Sarıgız ağıtının hikâyesi ve sözleri âşıkça şöyle dile
getirilir:
SARIGIZ
“ Bu Sarıgız mevzusu 15 yaşlarımda filan başlamıştı ve askere gidene
kadar da devam etmişti. Askerdeyken bunu birine verdiklerini
söylediler. “Sen askere gidene kadar bu kızdı, bekardı, şimdi gelin
oldu.” dediler. Sonra Sarıgız Allah rahmet eylesin gelin olduktan 3
ay sonra – gelin olmasıynan ölmesinin arası 3 ay sürdü – bir haber
aldık ki ölmüş Sarıgız diye. O zaman bunu bana askerde mektupla
yazdılar. Anam da korkuyo, çekiniyo, ben dönmem köye diye. Anam bana
mektup yazıyo, köyü methediyo, köyümüzde elektrikler yanıyo, sular
akıyo, bunlar bunlar oluyo falan diye. Ben de bunu o zaman askerde
56’da anama, “gelmem anam gelmem” diye şiir olarak yazmıştım. İşte
ondan sonra da geldim ama köyde kalmadım. Teskere aldım, geldim.
Anası geçmiş olsun, askerlik bitti mi diye çağırdı. Oturdum yanına
iki dakka, Sarıgız’ın anası onun ölürken söylediklerini anlattı.
Ölürken babası onun başını dizine almış, o şöyle söylüyormuş: “Sabır
eyle zalım felek gurbete gelenim var “ hep böyle dönderip bu şeyleri
devamlı söylemiş. Babası “ sen aşık mı oldun kızım? “ demiş ona. “
Hay baba!” demiş. “ Sen benim aşık olduğumu yeni mi biliyon ?”
demiş. Babası “Kerem’ mi oldun kızım ?” demiş. Kerem’in bir dörtlüğü
var onu da demiş.
“Kerem idim Keremliğimi bildirdim
Dost ağlattım düşmanlarımı güldürdüm.”
demiş. Bunları bana anası anlatıyo tabi. Bunlara dayanamadım olduğu
yerde bıraktım kalktım. Bir daha da oraya gelmedim. Ondan sonra da
ben o köye gitmedim. Bazen Sarıgız’ın mezarına giderim, hala da
öyledir o köye gitmem.
SARIGIZ
Gelmem anam gelmem ben o mızara
Sarıgızı kimler koydu mezara
Beyaz kefin yakıştı mı güzele
Dağlar dümana beyler dümana da
Felek bizi güldürmedi kime ne
Felek bizi şad etmedi kime ne
Altın olsa gelmem mızarın daşı
Sarıgız galbime goydun ataşı
Gine göz göz oldu yaramın başı
Dağlar dümana beyler dümana
Sarım beni yaktı gitti kimene
O küçük yavruya değdi mi nazar
Ana ben gelemem yıkılsın mızar
Ufacık tefecik yapmışlar mezar
Dağlar ganarım beyler ganarım
Gençliğine yazık olmuş yanarım
Mezarın üstünde de iğde mi bitti
Nasıl ağlamayım dostlar sarıgız getti
Üç aylık gelinken de toprağa yattı
Dağlar dümana beyler dümana da
Felek bizi güldürmedi kime ne
Felek bizi şad etmedi kime ne
O küçük yavruya takın nazarlık
Sarıgız geliyor şen ol mezarlık
Gız soyunda var mı böyle güzellik
Dağlar dümana beyler dümana da
Felek bizi güldürmedi kime ne
Felek bizi şad etmedi kime ne
Yeter âşık yeter yandığın yeter
Virana bahçada bülbül mü öter
Kınalı parmaklar toprakta yatar
Dağlar ganarım beyler ganarım da
Sarım ölmüş öleneçek ağlarım
Erdemir, Koray
Burak,(2006), Gaziantep Üniv. Türk Musıkisi Devlet Konservatuvarı
Lisans Bitirme Tezi, Gaziantep.
|
|
Eserlerinden bazıları:
|
NEYE YARAR?
İyi fikir eyle canım gardaşım,
Mevlayı anmayan kul neye yarar?
Doğruyu söylemez doğruyu bilmez.
Hep böyle konuşan dil neye yarar?
Onbir aydır hasretini çekerler,
Siyeç diye bir bahçeye dikerler.
Görüyorsun hep naylondan yaparlar,
Kokusu olmayan gül neye yarar?
Hiç hesap ettin mi zararı, karı,
Çiçek çiçek gezer bal toplar arı.
Şekerden yaparlar şimdiki balı,
Şekerden yapılan bal neye yarar?
Kimini meth eder, kimini över,
Allahtan korkmayıp imana söver.
Komşudan utanmaz anasın döver,
Böyle büyütülen döl Deye yarar?
Mehmet Yılmaz hiç gönüle deyilmez,
Dikkat eyle kör şeytana uyulmaz.
Allah için hiç secdeye eyilmez,
Öyle dimdik duran bel neye yarar?
BEYTULLAH'TA
Beytullah'ta aşkla seni,
Andıkça andık Allah'ım.
Senin aşkın kalbimizde,
Yandıkça yandık Allah'ım.
Bizde o dervişler gibi,
Gözde akan yaşlar gibi.
Beytullah'a kuşlar gibi,
Kondukça konduk Allah'ım.
Orada var güzel kuyu,
O kuyuda zemzem suyu.
Ondan içti emmi dayı,
Kandıkça kandık Allah'ım.
Mızarlı der, kalbim yara,
Kimi beyaz, kimi kara.
Hacılar düştük yollara,
Döndükçe döndük Allah'ım.
|
|
SONU NEYE VARACAK
Hacıya hocaya cahilsin deyip,
Çat bakalım sonu nere varacak?
Sabahleyin erken okunur ezan?
Yat bakalım sonu nere varacak?
Dikkat et sevdiğim eyleme hata,
Eli boş gider mi insan ahrete.
Bir ölçek su döker, bir ölçek süte,
Kat bakalım sonu nere varacak?
Hiç aklım ermedi benim bu işe,
Kimse dur demiyor böyle gidişe.
Alıp dörde beşe, satar kırkbeşe,
Sat bakalım sonu nere varacak?
İstersen Mecnun de, istersen deli,
Doğruyu söyleyenin bükülür beli.
Bir kavak dalında karga misali,
Öt bakalım sonu nere varacak?
Şaşırırsın Mehmet Yılmaz ne desin?
Allah vicdansıza merhamet versin.
Dört kişinin omuzunda gidersin,
Git bakalım sonu nere varacak?
ŞU GÖNLÜME ATEŞ YAKTIM
Şu gönlüme ateş yaktım,
Tüter Allah Allah diye.
Yanına bülbül kondurdum,
Öter Allah Allah diye.
Ne çekilmez çile çektim,
Gözlerimden yaşlar döktüm.
Şu gönlüme bahçe ektim,
Biter Allah Allah diye.
Dost bağına nazar kıldım,
Hem okuyup yazar kıldım.
Şu gönlüme pazar kıldım,
Satar Allah Allah diye.
Benim gönlüm o nazarda,
Yılmaz ne gezer Mızar'da.
Mümin olanlar mezarda,
Yatar Allah Allah diye.
|
|
|
|
|
|